Denizin berrak sularını andıran bu soluk mavi-yeşil taş, Duru Taş diye de bilinir. Üzerinde taşıyana zihin açıklığı verdiğine, gevşetip rahatlattığına, gündelik baskılardan kurtardığına inanılmıştır. Bugün hala, uyuşturucuların ayartıcılığına karşı koruyucu özellikler taşıdığı, nazarlıklarda kullanıldığında insana huzur verdiği ve yapay uyarıcılara duyulan gereksinimi ortadan kaldırdığı söylenmektedir. Kimi yörelerde cesaret taşı da denen akuamarinin, takanları daha gözüpek kıldığına, özellikle ölümü yüreklilikle karşılamasını sağladığına, gereksiz karamsarlıklara kapılmayı önlediğine inanılır. Mart ayında dünyaya gelenlerin doğum taşı olarak kabul edilen akuamarin, renginden ötürü, çağlardır denizcilerin en gözde nazarlığı olmuştur. Denizciler akuamarinin kendilerini deryaların tehlikesine karşı koruyacağına, balıkçılarında ağlarının daha bereketli olacağına inanmışlardır. Berrak bir taş olduğu için falcılar Kahin Taşı olarak tanımladıkları bu taşa baktıklarında düşler ve hayaller gördüklerini söylerler.

Akiğin, tehlikelerden, korkaklıktan, karabasanlardan, nazardan koruduğu, uykusuzluk çekenlere iyi geldiği söylenir. Bedeni ateşlediğine, insanın gücünü tazelediğine inanıldığından bu taşa Ateş Taşı da denmiştir. Bir inanışa göre, akik özellikle toprağın korunması, beslenmesi açısından önem taşır. Parmağına akik taşından bir yüzük takan bahçıvanın bahçesinde en güzel çiçekler açar; sabanının kenarına akik iliştiren çiftçinin ekinleri göğe erer. Ortadoğunun bazı yörelerinde ise, akik taşının, definelerin gömülü olduğu yerlerin bulunmasında yardımcı olduğuna inanılır. Eski Romalılarda ise, tılsımlı güçlerini göstermesi isteniyorsa, akik yüzük taşı takılması gereklidir.


Hindistan'da kutsal sayılan ve uğur taşı olarak kullanılan aytaşının, sevgilileri daha tutkulu kıldığını, bu yüzden de eskiden beri düğün günü damat tarafından geline armağan olarak aytaşı verildiğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değildir. Bazı yerlerde Toprak Ana Taşı da denen aytaşının, özellikle kadınlarda kısırlığa ve doğum sancılarına iyi geldiğine inanılmıştır. Başka bir inanışa göre, tehlikelerle dolu yolculuklara çıkacak insanları koruyacağı düşünüldüğünden, aytaşına gezginci taşı da denilmiştir. Çok eski zamanlarda, bu taşın, yolcuların yolunu açık ettiğine inanılmıştır. Bir zamanlar, aytaşının, parlaklığını Ay'dan aldığına inanılır, Ay ile aytaşı arasında yakın bağlantılar kurulur, bu taşın uykuda bastıran karabasanları, gecenin karanlığında ortaya çıkan cinleri kovduğu söylenirdi. Aytaşına yöneltilen belki de en ilginç yakıştırmalardan biri de, aytaşı nazarlık takanların "üne erişecekleri" ve görünmez olacakları"ydı.



Eski Yunan düşünürü Aristoteles, "mor yakut" diye de bilinen yarı değerli bir taş olan ametist ile "ayıklık" arasındaki ilişkiyi, mitologyadan yola çıkarak anlatır; şarap ve çoşkunluk tanrısı Dionysos, onuruna düzenlenen bir bolluk ayininde sarhoş olmuş; tutmuş, Amethyst adında genç ve güzel bir orman perisine saldırmış. Kızcağız, umarsız, kendisini azgın Dionysos'un elinden kurtarması için Erdenlik Tanrıçası Artemis'e yalvar yakar olmuş. Tanrıça Artemis de, o saat, Dionysos'un kaba saba ellerinde pırıl pırıl parlayan bir mücevhere dönüştürmüş orman perisini. O zaman, Dionysos, ansızın ayılıvermiş ve yaptığından çok utanmış. kendini bağışlatmak için, parlak taşa, en sevdiği şarabın menekşe rengini vermiş; bundan böyle, bu taşı taşıyan kadınlar ve kızlar benim sarhoşça saldırılarımdan korunacak, diye ant içmiş. Bir başka söylencede de, zehirlere karşı koruyucu özellikleriyle anılır. Öyküye göre, bazı uğursuzlar, öldürmek istedikleri adama içine zehir attıkları bir kadeh şarap sunarlar; ama kadeh ametistten yapılmış olduğunda etkisini göstermez. O gün, bugündür, ametistin, her türlü zehire karşı bağışıklık sağladığına inanılır. Sağlık taşı, Huzur taşı ve Aşk taşı olarak da bilinen ametistin, insanları stres ve şiddetten koruduğu, korkuları yatıştırdığı, uykusuzluğa çare olduğu söylenir. Şubat ayında doğanların uğur taşı sayılan ametsitten, Yelova rahiplerinin göğüslerini süsleyen oniki taştan biri olarak Eski Ahit'te söz edilir.